Dekorasyon

Mimar Şerif Soğukbulak: Klasik lükse modern dokunuş

Şerif Soğukbulak, 1982 yılında Ankarada dünyaya geldi. Kısa bir süre sonra ailesi İstanbula yerleşti. Eğitim hayatına İstanbul'da başlamış olan Şerif SOĞUKBULAK eşi Mimar Meliha Soğukbulak ile birlikte kurduğu ArtStyle Mimarlık bünyesinde yurtiçi ve yurtdışında büyük ölçekli konut ve restoranlar tasarlayıp uyguluyor.

2005 yılında eşi Mimar Meliha Soğukbulak ile birlikte kurduğu ArtStyle Mimarlık bünyesinde yurtiçi ve yurtdışında büyük ölçekli konut ve restoranlar tasarlayıp uygulayan Şerif Soğukbulak, mevcut binaların müşteri kullanımına uygun şekilde planlanıp yenilenmesinin dışında; kişiye özel, büyük ölçekli lüks konut yapılarının mimari, peyzaj, iç mekan tasarımı ve uygulamasını içeren anahtar teslim projeler yapıyor. “Projelerimizin çoğu, alışagelmiş konut yapılarından çok, kendi içinde mini golf, basketbol, tenis sahaları, açık kapalı yüzme havuzları, havuz evi, misafir ve müştemilat üniteleri olan kişisel yaşam kompleksleri olarak hayat buluyor. İç mekanda kullandığımız mobilyaların tamamını, bünyemizde yer alan Richart markası altında kendimiz tasarlayıp üretiyoruz” diyor ve ekliyor: “Kişiye özel, lüks proje üretimi ve uygulamasının kendi içinde olmazsa olmazları var. Mobilya tasarım üretim kabiliyetimizin, iç mekan tasarımı söz konusu olduğunda müşteri beklentisine uygun stilde, istemediğimiz kalitede detaylara sahip ürünleri doğru zamanda edinebilmek açısından sürece büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Tercih edilme sebeplerimizden biri de bu.

Avrupa’nın pek çok marka şehrinde konut projelerinin yanında çok sayıda restoran projesi de yürüten Soğukbulak, yurtdışındaki inşaat şartnamelerinin Türkiye’ye göre çok daha sıkı olmasına rağmen korunması ve korunmaması gereken yapılar konusunda çok daha bilinçli olduklarını söylüyor:

“Mevcut yapıların müşteri ihtiyacına göre yenilendiği renovasyon projelerinde her zaman taşıyıcı sistemden kaynaklı yerleşim problemleri çıkar. Çözüyoruz tabii ama karşıma kentsel dönüşüme girmiş bir bölgede tarihi ya da mimari üslup açısından hiçbir özelliği olmayan 25-30 yıllık bir bina geldiğinde köklü ve cesur değişiklikler yapmaktan yanayım. Binayı tamamen yıkıp müşteri ihtiyacına uygun şekilde yeniden yapmak, mevcut binayı istenen programa uydurmaya çalışmaktan çok daha verimli bir süreç. Bunun dışında renovasyon da cesur kararlar alabilmek gerekiyor. Ülkemizdeki şartnameler bu açıdan mantıksızlık düzeyinde kısıtlayıcı ama mimarın da uğraşıp istediğini yapabilmek için gerekli çözümleri üretebilmesi gerekiyor.

şerif soğukbulak artstyle projeleri

Örneğin bu yapının da yer aldığı Alkent 2000 sitesinde yaklaşık 390 adet villa var ve bölgede sürekli yenileme işleri devam ediyor. Ancak bu yenileme işlerinin hiçbirinde, bu ölçekteki evin olmazsa olmazı, güçlü bir giriş modülü eklenmiş ya da düşünülmüş değil. Türkiye’de genel olarak mevcut binalarda yapısal değişiklik yapmakla ilgili pek cesaretli davranılmadığını düşünüyorum. Bir mimari firmanın her şeyden önce teknik altyapısı güçlü olmalı. Tek başına dekoratif değişikliğin, mekan yaratımında şaşırtıcı, duyulara hitap eden bir etki yakalamakta zayıf kaldığını düşünüyorum.”

Soğukbulak, bir araziye bölgedeki diğer yapılardan aldığı referanslara ters stilde bir bina da yapmayacağını söylüyor ve ekliyor:

“Belli bir döneme ait değerli bir yapıya bir ek yapmam istenirse bunu zıtlık üzerinden çözmem. Yani örneğin Londra’da Victoria dönemine ait bir yapıya dekonstrüktif, çelik cam ek bir ek bina yapı inşa etmek yerine, yapının orijinal duygusunu izleyen güncel bir yorum eklemeyi tercih ederim.”

Mimar Şerif Soğukbulak, üç yıl önce Londra’da yaptığı bir restoran projesinin dikkatleri çekmesi üzerine başka ülkelerden ve şehirlerden de proje teklifleri almaya başlamış. Mevcut işlerinin büyük bölümünü Almanya, Hollanda ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa şehirlerindeki restoran ve konut projeleri oluşturuyor. Yurtdışında yaptığı projelerin inşaat malzemesi, mobilya ve aksesuarlarının yanında işgücünü de Türkiye’den götüren Soğulbulak, bu kararlarıyla ülke ekonomisine de değerli bir katlı sağlıyor.

İnsanların kendilerinden sonra çocuklarına, torunlarına miras bırakabilecekleri binalar, mekanlar yaratma isteğiyle yola çıktık. Kullanıcıda aidiyet duygusu yaratabilmek bizim için büyük önem taşıyor.

Şerif Soğukbulak markasının en güçlü yanı sizce nedir?

Tasarım ofisimizde tüm yaratım sürecinden eşim ve yine mimar ve iç mimar olan kız kardeşlerim sorumlu. Bu sebeple markamızın arkasında, mobilya sektöründe önemli bir adı olan babamızdan miras kalan iş disiplini, özgünlük arayışı ve detaycılığın ötesinde çok ciddi bir kadın gücü ve emeği olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında teknik altyapısı çok güçlü, her anlamda güvendiğim, işinin ehli insanlardan oluşan bir ekibim var. Böyle bir ekibe sahip olmayı kişisel başarı olarak görüyorum. Ayrıca işimle ilgili üst düzey motivasyonum, hassasiyetim, yaptığım işe olan inancım, çok yoğun bir tempoda sürekli seyahat ederek, yorgunluk hissetmeden çalışabilmemi sağlıyor.

Tasarladığım yapıların günümüzde ve gelecekte geçerli bir estetiğe sahip olması kadar, İngiliz estetiğiyle de iletişim halinde olabilmesini önemsiyorum. Bu yüzden klasik lüksten asla vazgeçmem”

Mobilya markanızdan bahsedebilir misiniz?

Richart, sadece projelerimizde kullandığımız, kişiye özel tasarımları üretmek için yarattığımız bir marka. Perakende satışımız yok. Müşterilerimizin üretim detaylarımızı, kalitemizi, önceki projelerimiz için tasarlayıp ürettiğimiz mobilyalardan örnekleri inceleyebileceği showroom’umuz Florya’da. Yakın gelecekte Richart markası altında yeni bir koleksiyon çıkaracağız. Londra, Frankfurt, Dubai ve New York’ta yeni proje müşterilerimizin randevuyla ziyaret edebilecekleri birer showroom açacağız.

Klasik lüks kodlarını, modern dokunuşlarla iç mekana yansıtan Mimar Şerif Soğukbulak, projelerinde renk, doku ve form açısından zengin, çağdaş ama geçmişle bağ kuran bir estetik anlayışını benimsiyor ve uyguluyor.

Bir konutta sizin için önemli unsur nedir? Tasarıma nereden başlarsınız?

İlk intiba, evin kalanıyla ilgili düşünceleri etkiler. Bu sebeple evin girişi ve hol, karşılama alanı benim projelerimin başlangıç noktasını oluşturuyor. Karşılama alanında öngördüğüm görkemi ve etkiyi yakaladıktan sonra yaşam alanını hayal ederim. Bu ikisi için verilen kararlar evin genel stilini ortaya koyar, diğer mekanların nasıl olacağıyla ilgili fikir verir. Katlar ve odalar arasında da bir dil birliği her zaman olmalı. Her odası farklı stilde bir ev, bizim tasarım anlayışımıza aykırı.

Yarattığınız mekanların stilini nasıl tanımlarsınız?

Her ne kadar müşterinin talebi doğrultusunda farklı stillerde iç mekanlar üretsek de kendimize ait, benimsediğimiz bir stilimiz var. Ülke ve dönem ayırmaksızın klasik aristokrasi estetiğinden etkilendiğimi söyleyebilirim. Genel olarak 18 ve 19. yüzyıl İngiliz mimarisi ve dekorasyonu ile özellikle Centilmenler Kulübü stilini, kendime yakın buluyorum.

Lüks sizin için ne ifade ediyor?

Lüks, bana göre geçmişle geleceği birbirine bağlayabilen, zamansız tek estetik değer. Tasarladığım yapıların günümüzde ve gelecekte geçerli bir estetiğe sahip olması kadar, örneğin 200 yıl öncesinin İngiliz estetiğiyle de etkileşim halinde olabilmesini önemsiyorum. Bu yüzden klasik lüksten asla vazgeçmem.

Örnek oladığınız tarihsel bir kişilik var mı, ilham kaynağınız neler?

Tarihe adını Günel İmparatoru olarak yazdırmış XIV. Louis benim için vizyoner kişiliği ve stiliyle büyük bir ilham kaynağı. Günümüzde moda, tasarım ve sanatta standart kabul edilen pek çok değer, 17. yüzyılda XIV. Louise önderliğinde ortaya çıkmıştır. Ülkesini bugün bildiğimiz, tanıdığımız Fransa’ya dönüştüren, markanın önemini o zaman çok iyi anlamış ve hayallerini eyleme çevirebilmiş bir lider.

Örneğin Paris, onun sayesinde geçmişte ve bugün modanın tartışmasız başkenti. Diğer taraftan benim gönlüm her zaman Londra’da. Dünyada en sevdiğim, bana en çok ilham veren şehir. Kendimi kültüren anlamda muhafazakar olarak tanımlıyorum. Tam da bu sebeple Avrupa’nın eski şehirlerinde 13-14. yüzyıldan bu yana korunan binaları görmek beni son derece heyecanlandırıyor. Bu dikkatli koruma anlayışı sebebiyle yüzlerce yıl öncesinin inşaat ve süsleme zanaatları da ölmeden görümüze ulaşıyor. Aynı şekilde hikayesi olan, örneğin dedemin yaptığı bir masayı kullanmak benim için mutluluk sebebi.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu